
Herkese merhabalar...Farkında mısınız bilmiyorum ama artık bir edebiyat günlüğünden ziyade,hayat günlüğüm olmaya başladı bu blog...Bilmiyorum iyi mi kötü mü??
Uzun aralar girmeye başladı her postun arasına.Hatırlatırım teknolojiye kapalıydı kapılarım,ara ara aralayıp şoyle tek gözle bakıyorum; o ayrı. 
Güzel şeyler kadar güzel olmayan şeyler de yaşadım-(dık,ailecek).İnsan herşeyin üstesinden gelebiliyor,tabii Rabbim kulunun kaldıramayacağı yükü sırtına yüklemez gerçeğini gözardı etmeyerek...Atlatıcaz,atlatmalıyız...
Bu sancılı dönemin hediyesi 3 tane(4 de olabilir belli değil) bütünleme sınavı
Yaz sıcağında da kampüs çekilmez ki..."Sana müstehak ki böyle olmuş" dediğinizi duyar gibiyim...
Aşağıda gördüğünüz minyatür-delikanlı,rüzgara savurmuş saçları ,ablası onu sallarken,geçen sene bu aylarda bloga fotosunu eklemiştim,arşivden bakarsanız görürsünüz...Zaman ne çabuk geçiyor,düne kadar kucağımda tutmaya ürküyordum açıkçası,şimdi,keçi,yer pıtırcığı gibi pıt pıt yürüyen,ne istediğini çok iyi bilen,koca sesli minik bi adam oldu...Yaşlanıyor muyum ne
Maşallah demeniz gereken nokta
hehe


Benjamin'e dert yanarken,deniz mevsimini açamadım diye,yarı yarıya açtım galiba sezonu,ayaklarımı kuma gömerek.Basiretsizim derim de kimse inanmaz.Arkadaş grubuyla açtık sezonu,bir dolu kapalı bayan olduğumuz için toplu halde bu zamanda(!)denize haşemayla(hakiki şeriat mayosu
) girmemizin,en üst manşetlerde yer alabilme ihtimalini düşünüp de so-called entel-dantel zümresine malzeme olma şeysiyle,kıyıda manzaranın tadını çıkarmakla yetindik...Eee ne de olsa başörtülüyüz diye tatil beldelerine alınmama gibi bir tecrübeyi edinebilme ihtimali olan bir ülkede yaşıyoruz diiii miiii???
Ne yapalım; Kevser havuzuna gireriz inşallah,oh serin serin...
ultraviyoleydi,morötesiydi,yeşilgerisiydi dertleri de yok...
Blogumda artık klasik haline geldiğini düşündüğüm,film tavsiyeleri kısmına geldikkk....
Bu dönemde o kadar çok film izledim ki.Hemmenn tavsiyelerime geçiyorum,ilk olarak henüz piyasada olmayan,altyazılı(!) bulabileceğiniz bir film..August Rush-Kalbini dinle.Müzikal-dram.Ağır gibi gözükse de,müziğe yatkınlığı olanların kendilerinden bir parça bulabileceği bir film...Robin Williams da varsa tadından yenmez diyenler için...Ama bu sefer başrolde değil.Böyle bir filmde başrolde Williams'ı görmek beni daha mutlu ederdi ama yaşlandı galiba artık
İzleyinnn.

2.Filmim,kesinlikle piyasaya çıktığında arşivime ekleyeceğim,romantik-komedi,izlemiş olanların çok olabileceği bir film. P.s I love you-Not Seni seviyorum,tabii ki bir numaralı aktör Gerard Butler oynuyor.Butler abimiz her filmde ilerleme katediyor kanımca...Güzel derim,izleyin de derim..
Korku-gerilim tavsiyelerim de olucak elbettt
Orfanato-Yetimhane izleyin derim,ilginç bir kurgu,çok da korkutmuyor
Ama güzel güzel...
The messengers-Haberciler, çok da izlenesi bir film değil ama yeşillik olsun diye izlenebilir.
Büyük Hazine-Sırlar kitabı(serinin 2.si)ilkini de tavsiye ederim,nicholas Cage oynuyor.Güzel baya...
Anestezi,sinemada da izlemiştim,ayrıca evde bir daha izledim,değişik bir film,izleyin derim(dejavu oldu,daha önce tavsiye etmişmiydim bu filmi
???)
Manhattan'da Sihir-Enchanted,şirin ,miniklerin de,koca-miniklerin de izleyebileceği bir film...
Bec Sevgiler Diler